Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku..

Bu görüşme son vedalarıydı ama kimse bilmiyordu bir daha birbirlerini göremeyeceklerini. Müzeyyen ve Arif bir daha görmeyecekti birbirlerini. Lakin bunlardan habersiz bir şekilde son kez sarıldılar. Birbirlerinin kokularını son kez içlerine çektiler. Son kez söz verdiler birbirlerine,asla tutulmayacak bir söz. Arif veda etmeye hazırlanırken Müzeyyen : ”Ben vedaları sevmem sevgilim. Veda etmeyi de bilmem zaten.” demişti. Arif küçük bir tebessümle : ”Veda etmiyoruz ki zaten,bir süre görüşemeyeceğiz ama hep yan yana olacağız demişti.” Müzeyyen kafasını sallayarak küçük bir tebessümle gözlerinin içine baktı. Sarıldılar ve son kez kalplerinin attıklarını hissettiler. Müzeyyen kendisinden emin bir şekilde ilerlemişti. Peki ya Arif ? Şüphe insanı öldürür. Arif’i öldüren şey de şüphe olmuştu. Hem kendisini öldürmüştü hem de Müzeyyen’in kalbindeki Arif’i. İkisi de farkında olmadan veda etmişler birbirlerine.Müzeyyen son kez sarılmış, Arif son kez öpmüş dudaklarını. Her şey son kez olmuş ve her şey sonmuş. Peki bu her şeyin sonunda kim kazanmıştı ? Müzeyyen kazanamazdı, daha birlikte yapacakları çok şey vardı. Onların listesini yapıyordu. Peki ya Arif ? Her şeye şüpheyle yaklaşan bir adam nasıl kazanabilirdi ki ? Müzeyyen’in sevgisini bile nasıl kazanabilmişti ? Kazanan yoktu bu sonda lakin enkaz altından sağ çıkan biri vardı. Müzeyyen’di o. Geç fark etse bile kurtulduğunu anladı sonunda. Kazanmamıştı ama enkazdan kurtulmuştu. Arif ise aynı şüpheyle devam ediyordu ve her zaman,her sonda kaybetmişti. Kaybetmeyi hak etmediğini düşünüyordu. Buna alışması gerekiyordu, çünkü onun gerçeği bu olacaktı. Müzeyyen, hayatındaki enkazları birer birer kaldırmaya başladı ve her gün daha da iyiye gidiyordu. En son anladı ki; o gün birbirlerine son kez veda etmişlerdi ve ilk kez bunun için gülümsemişti. Bir vedayı ancak bu kadar sevebilirdi bir insan.Müzeyyen,kaldırım taşları arasındaki açan papatyalar gibi döndü hayata. Arif ise kaldırım taşı gibi kalmayı tercih etti.

Biraz Sezen …

Sezen Aksu demiş ki : ‘Bende yoluma giderim,ezdirmem kendimi ama gezdirmem de gönlümü, gider acımı çekerim.’ Ne haklı demiş. Oysaki içimizde acılar var. İnsanlar bizi, bizim onlara kendimizi tanıttığımız kadarıyla biliyorlar. Acılarımızı belki anlamıyorlar belki de biz göstermek istemiyoruz. Peki değer verdiğimiz insanlara karşıda aynı mıyız ? Onlara acılarımızı,krizlerimizi,düşündüklerimizi rahatça söyleyebiliyor muyuz ? Hiç sanmıyorum. Herkes dışarıdan göründüğü gibi gözükür. Lakin öyle değildir. Yolumuza gideriz çoğu zaman doğru ve ya yanlış yol lakin gideriz işte. Acımızı içimizde yaşarız kimseden habersiz. Fakat yalnız kaldığımızda bir biz biliriz içimizde ne fırtınalar koptuğunu. Aklımızdan hiç çıkmayan insana neler diyemediğimizi, yanlış anlaşılmaları nasıl düzeltemediğimizi, açık açık konuşamamayı bir içimiz bilir. Ve o şekilde devam ederiz. Ne kadar doğru bu tartışılır lakin yüzünü saatlerce izlemek istediğimiz insanı gördüğümüzde bunların hepsi bir anda geçiverir. Bunun da bize yaşattığı bir acı vardır birde. Karşımızdaki insanı gördüğümüzde mutlu olduğumuzu, gülüşüyle aklımıza kazındığını asla bilmez. Onun için normal sıradan biriyken, bizim için dünyanın güzelliklerinden birisidir ve bundan haberi bile yoktur. Onun için basit, kolay düşürülen biriyiz belki de. Biz biliriz ne kadar zor olduğumuzu ve sadece ona kolay olmak istediğimizi, sadece ona düşmek istediğimizi sadece biz biliriz. Eşitlik midir bu bilmem ama değer verdiğimiz insana zaafımızın olması ve bundan onun haberi olmaması, her gün hiç bir şey yokmuş gibi yaşamaya devam etmemiz içimizdeki acının temelidir. Ama olsun be deriz nasıl istersen öyle olsun. Ve ardından Sezen Aksu’nun şarkısında buluruz kendimizi : “Peki nasıl istersen öyle olsun.”

Canın sağolsun mu?

Bir daha seni görememek mi ? Yaparız dediğimiz şeyleri tek başına mı yapmak ? Ve bir daha karşına çıkmamak mı ? Söylesene oyun muydu senin için yoksa heves mi ? Şimdi anlıyorum ki ne hevesmiş ne oyun sadece olmuş ve bitmiş. Evet evet bu senin için. Öldürdün belki fakat artık kullandığım cümleler değişti. Ne mi ? “Canın sağolsun mu gerçekten ? Hayır canın sağolmasın.”

VİCDAN

Söylesenize vicdan nedir? İnsanın kendi içinde yaşadığı mı yoksa insanların yaşattıkları mı ? Yaptığımız, yapacaklarımız her şeye bir şeye karşılık gelmiyor mu ? Ve bizler yaptığımız ve ya yapacaklarımızdan kaynaklı vicdan yapmaz mıyız ? Yani vicdan duygusunu yaşatan insanlardır bize. İnsanlar ise vicdan nedir bilmeden hareket ederler. peki ya bu insanlar için vicdan yapmak ne kadar doğrudur ? Benim cevabım doğru değildir. Ama insanız işte ve iyi kalpli yüreği temiz insanlar vicdan yapar. Ne olursa olsun kaybetmeyin vicdanınızı. Çünkü kaybettiğinizde o iyi kalbinizi de kaybetmiş olacaksınız.

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla